

“Yıkamak, temizlemek” anlamındaki “gsl” (غسل) kökünden türemiştir.
Cünüplük, hayız ve nifas gibi hükmî kirlilik hallerinden temizlenme niyetiyle ağız ve burun dâhil bütün vücudu su ile hiç kuru yer bırakmayacak şekilde yıkamaktır. Bunlardan biri eksik bırakılırsa gusül geçersiz olur.
Aklî dengesi yerinde olmayanlar, bu niteliğe sahip olmadıkları için gusül, abdest, namaz vb. dinî vecibelerle yükümlü değillerdir.
İslam geleneğinde maddî ve manevî arınmanın vücut bulmuş hali gusül sadece dinî bir mecburiyet değil bir arada yaşayan insanlarca toplum kuralları gereği ahlâkî-insanî bir ödev ve fazilettir.
Guslederken kişi bedeninde yara sargısı varsa çıkarır; yıkama yaraya zarar verirse sargının üzerini mesh eder, bu da zarar verirse mesh etmez.
Gusül, abdesti de içerdiğinden abdesti bozacak bir durum olmadıkça ayrıca abdest almaya gerek yoktur.
Abdest alırken veya guslederken konuşmak abdeste veya gusle zarar vermez. Ancak bir ihtiyaç olmadıkça konuşmak uygun değildir.
Gusül alındığında soğuk sebebiyle hastalanacağı kanaatinde olan, su veya gusül almaya uygun mekân bulamayan cünüp kimse teyemmüm eder.
“Ey iman edenler!.. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın.” (Mâide, 5/6)
“Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın.” (Nisâ, 4/43)
“Muhakkak ki Azîz ve Celîl olan Allah Halîmdir, hayâ sahibidir, ayıp ve kusurları örtendir. Hayâyı ve örtünmeyi sever. Sizden biriniz gusledeceğinde başkalarına görünmeyecek şekilde (kapalı yerde gusletsin).” (Nesâî, Gusül, 7)