GazzeHamasDoğu TürkistanSon dakikaZulümTerme HaberTerme AjansenflasyonemeklilikTerörötvdövizakpchpmhp
DOLAR
43,0636
EURO
50,3861
ALTIN
6.218,67
BIST
12.023,78
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun
Az Bulutlu
18°C
Samsun
18°C
Az Bulutlu
Salı Açık
18°C
Çarşamba Az Bulutlu
20°C
Perşembe Çok Bulutlu
19°C
Cuma Yağmurlu
11°C

Hz. Peygamber’in Medine Dönemi’ndeki Mesajına Toplu Bir Bakış

Hz. Peygamber’in Medine Dönemi’ndeki Mesajına Toplu Bir Bakış
REKLAM ALANI
07.01.2026 09:49
A+
A-

Hz. Peygamber’in Medine dönemindeki faaliyetlerini ele alırken Kur’an-ı Kerim âyetlerine yer vermiş bulunuyoruz. Fakat bu dönemdeki mesajının daha iyi anlaşılabilmesi için Medine döneminde nâzil olan vahiylere topluca göz atmak gerekir. Kur’ân-ı Kerim’in Medine’de nâzil olan kısmı incelendiğinde görülmektedir ki, Mekke döneminde belirlenen kurallar ve esaslar Medine döneminde de vurgulanmış, gelişen şartlara, Müslümanların müstakil bir yönetime, yurda, topluma ve istikrarlı bir hayata sahip oluşlarına bağlı olarak bir kısım prensipler de yeniden konulmuştur. Tevhid, âhiret gibi inanç esaslarıyla ilgili hususlar, hicretten sonra inen âyet ve sûrelerde de tekrar tekrar hatırlatılmıştır. Kur’ân’ın Allah kelâmı ve hidayet kaynağı olduğu belirtilmiş, Kur’ân üzerinde gereği gibi düşünülmesi istenmiştir. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in peygamberliğinin gerçekliliği üzerinde durulmuştur.

Din hürriyeti teminat altına alınmış; dinde zorlama olmadığı bildirilmiş, İslâm’da fıtratı zorlayan hiçbir güçlüğün bulunmadığı belirtilmiştir. Mü’minlerin, inkârcıların ve ikiyüzlülerin temel vasıfları açıklanmıştır. Gerekli durumlarda işbirliği yapılabilmekle birlikte, inkârcıların dost edinilmemesi sık sık vurgulanmıştır. Ehl-i kitaba mensup zümrelerle ilişkiler ve onların hareketlerine karşı takınılacak tavırlarla ilgili çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Önceki peygamberlerin ve milletlerin kıssaları Medine döneminde nâzil olan ayetlerde de anlatılmıştır.

İbadetler, Medine döneminde de üzerinde titizlikle durulan hususlardır. Her şeyden evvel Allah’a ibadet emredilmiş, namaz ve zekat üzerinde tekrar tekrar durulmuştur. Hicretten sonra toplu ibadet uygulamalarına geçildiği, cuma, bayram ve vakit namazlarının toplu olarak kılınması yönünde faaliyetlere ve bunun gerçekleşmesi için daha hicretin ilk günlerinden itibaren mescitlerin inşasına başlandığı görülmektedir. Mekke döneminde zekat bu defa hicretin ikinci yılında farz kılınmış ve bu tarihten itibaren merkezî idare tarafından toplanmaya başlanmış ve dağıtılacağı gruplar da açıkça belirtilmiştir. Medine döneminde oruç ve hac farz kılınmıştır. İnanç ile amel arasında uyum bulunması istenmiş, bu konuda şöyle buyrulmuştur: “Ey inananlar! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?”33

Sosyal konularda düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Sözgelişi yetimlerin hakkının korunmasına, infaka, yani Allah rızası için harcamaya, maddî- manevî yardımlaşmaya, hayır işlemeye teşvik edilmiştir. Şu var ki, gösteriş için yapılan yardım da hoş karşılanmamıştır. Mü’minlerin kardeşliği34 ve nihayet insanların kardeşliği35 vurgulanmıştır. Çekişme ve sürtüşme yasaklanmış; birlik ve barış teşvik edilmiştir. İslâm’ın birleştirici ve beraberliği sağlayıcı rolü dile getirilmiş, iyiliği emredip kötülüğü yasaklama sık sık tekrarlanmıştır. Kin ve düşmanlığa sevkeden sebeplerden toplumun arındırılması istenmiştir. Sözgelişi olayların doğruluğunun araştırılması öngörülmüştür. Eğitim faaliyetleri daha düzenli hale getirilmiştir. Körükörüne eskiye bağlanıp yeni düşüncelere kulak vermemek kötülenmiş, akılcı hareket edilmesi istenmiştir.

Ahlâk alanında üzerinde durulan hususlara gelince, iyi huylar sık sık dile getirilmiştir. İnanma ile birlikte dürüst yaşama da Kur’ân’ın mesajında önemli yer tutar. İyilik, sabır, dürüstlük, şükür, güzel söz ve hoşgörü, emanete riayet, hayır yapma, akrabanın, yetimlerin, komşuların, yoksulların, yolcuların ve arkadaşların haklarına riayet, alçak gönüllülük gibi hasletler övülmüş, emredilmiş, sözgelişi evlere girme adabı gibi birtakım görgü kuralları işlenmiştir. Adalet üzerinde Medine döneminde de önemle durulmuştur. Esasında, borçlar, antlaşmalar, şahitlikler, çeşitli suçlara karşı öngörülen cezalar gibi hukûkî düzenlemelerin de adaletin tesisine yönelik olduğu söylenebilir.

İyi huylar övülüp gözler önüne serilirken, kötü huylar ve bu huylara sahip olanlar da yerilmiştir. Alay, cimrilik, iftira, ikiyüzlülük, çalım satmak, riya, şarap, kumar, fuhuş, zulüm, haksız ve haram mal yemek, hırsızlık, arkadan çekiştirme, çekememezlik, sûizan, kusur araştırma, adam öldürmek gibi hususlar kötülenip yasaklanmış; can, mal ve namus güvenliği getirilmiştir. Hainlere taraf olunmaması emredilmiştir. Allah’ın, kendini beğenen ve böbürlenen kimseleri sevmediği belirtilmiştir. Dürüstlük, doğruluktan ayrılmama üzerinde durulmuş, meselâ, insanların yapmayacağı şeyleri söylemesinin Allah katında büyük nefretle karşılanacağı bildirilmiştir. Bilgisiz konuşmama istenmiştir.

Ekonomik alanda yeni düzenlemeler yapılmış, ribâ açık ve kesin bir şekilde yasak edilmiş, bu işle uğraşanlar eleştirilmiştir. Helal ve temiz şeyleri yeme, çalışma, yetimlerin ve reşit olmayanların malını koruma altına alma gibi hususlar üzerinde durulmuştur.

Şahitlik, borçların kaydı, aile hukuku gibi çeşitli hukûkî düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Devlet idaresiyle ilgili olarak istişâre ve görevin liyakat sahiplerine verilmesi gibi bazı temel ilkeler belirlenmiştir. Allah ve Resûlü’ne itaatin gerekliliği vurgulanmıştır. Hicretten sonra Müslümanlar artık bir yurda sahip oldukları için, yurt savunması anlayışı geliştirilmiş ve bunun gerçekleşmesi için gerekli adımlar atılmıştır. Bu konuyla ilgili olarak barış üzerinde durulmuş, barışın hayırlara vesile olan bir uygulama ve davranış biçimi olduğu bildirilmiş ve gerektiğinde de gerçekleşen savaşla ilgili birtakım esaslar konulmuştur. Mü’minler, akitlerini yerine getirmeye çağrılmıştır. Hz. Peygamber’in, yukarıdaki hususlar üzerindeki uygulamalarını kitabımızın çeşitli kısımlarında açıklamış bulunuyoruz. Görülüyor ki, Kur’ân, Hz. Peygamber’in sîretinin genel çerçevesini çizmiş, onun uyacağı kuralları ana hatlarıyla belirlemiştir. Nitekim Hz. Peygamber’i en iyi ve yakından tanıyan aile fertlerinin değerlendirmesi de bu yöndedir. Hz. Âişe, bir soru üzerine Peygamber’in ahlâkının Kur’ân ahlâkı olduğunu36 açıklamıştır. Ahlâk, geniş anlamda kişinin huyları ve bu huylarının doğrultusunda gerçekleştirdiği davranışların bütünü olarak düşünüldüğünde, Hz. Peygamber’in ahlâkının ve faaliyetlerinin Kur’ân’ın bir uygulaması olduğu görülür.

KAYNAKÇA:

33. Saf Sûresi 2.

34. Hucurât Sûresi 10.

35. Hucurât Sûresi 13.

36. Müslim, II, 513

Kaynak: Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı – Prof. Dr. İbrahim Sarıçam

REKLAM ALANI
Yorumlar

Bir Cevap Yazın. Yorumlarınızı Önemsiyoruz! Görüşlerinizi bizimle paylaşmaktan çekinmeyin. Yazılarımız hakkında düşünceleriniz, katkılarınız ve sorularınız bizim için değerli. Yorum yaparken lütfen saygılı ve yapıcı bir dil kullanmaya özen gösterin. şiddet ve Argo, hakaret, ırkçı ifadeler ve ayrımcılık içeren yorumlara izin verilmez. Yorum yapmak için Web Sitemizde ya da Facebook hesabınızla kolayca giriş yapabilirsiniz. Unutmayın, burası birlikte konuşabileceğimiz temiz ve güvenli bir alan!

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.