
Türkiye’nin dört bir yanında Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren müzeler, 2025 yılında da ilgi odağı oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan verilere göre yıl boyunca bu müzeleri ziyaret edenlerin sayısı 1 milyon 375 bin 655’e ulaştı. En fazla ziyaretçiyi ağırlayan müze ise Erzurum’daki Çifte Minareli Medrese Vakıf Eserleri Müzesi oldu. Selçuklu mimarisinin simge yapılarından biri olan medrese, 2025 yılı içinde 983 bin 316 ziyaretçiyle öne çıktı.
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün paylaştığı bir diğer veri ise UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan vakıf eserlerine ilişkin oldu. Buna göre Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, Kariye Camii ile Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası 2025 yılında da ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Bu eserler arasında öne çıkan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi yıl boyunca 6 milyon 436 bin 828 ziyaretçiyle buluştu.
[Fotoğraf: AA]13’üncü yüzyılın sonlarında inşa edilen Erzurum Çifte Minareli Medrese iki katlı, dört eyvanlı ve açık avlulu planıyla Selçuklu medrese mimarisinin önemli örnekleri arasında yer alıyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2011-2016 yılları arasında restore edilen medrese, 2019 yılında teşhir ve tanzimi tamamlanarak müze statüsüne alındı.
Erzurum Çifte Minareli Vakıf Müzesi’nde el yazmaları, Kur’an-ı Kerimler, hat levhaları, şamdanlar, halı ve kilimler, saatler, cami sancakları ile çeşitli vakıf eşyalarından oluşan 90 eser sergileniyor. Çifte Minareli Medrese Vakıf Eserleri Müzesi 2025’te 983 bin 316 kişi tarafından ziyaret edildi.
[Fotoğraf: AA]Gök Medrese, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde 1271 yılında, III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanatı sırasında vezir Sahip Ata Fahrüddin Ali tarafından yaptırıldı. Asıl adı “Sahibiye Medresesi” olan yapı, yivli minareleri ile eyvan ve mescidinde kullanılan gök mavisi ve çiniler nedeniyle zamanla “Gök Medrese” adıyla anılmaya başlandı.
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2014-2020 yılları arasında restore edilen yapı, 2025 yılı boyunca 227 bin 500 ziyaretçiyi ağırladı.
[Fotoğraf: AA]Kastamonu’da yer alan Şeyh Şaban-ı Veli Vakıf Müzesi, caminin kitabesine göre Sultan III. Murad’ın hocası Suca Efendi tarafından yaptırıldı. Külliye dergah evleri, cami, türbe ve şadırvandan oluşuyor. Zaman içinde onarımlar geçiren yapı topluluğunda, dergâh evleri ve müze olarak kullanılan yapılar öne çıkıyor.
Külliye içindeki cami ahşap mimarisi ve süslemeleriyle dikkat çekerken türbe ve kütüphane de külliyenin önemli yapıları arasında yer alıyor. Şeyh Şaban-ı Veli Vakıf Müzesi, 2025 yılı boyunca 93 bin 419 kişi tarafından ziyaret edildi.
[Fotoğraf: AA]Tokat Mevlevihanesi, tarihsel kaynaklara göre 17’nci yüzyılda Muslu Ağa tarafından kuruldu. Zaman içinde yıkılıp yeniden inşa edilen yapı 2007 yılında “Tokat Mevlevihanesi Vakıf Müzesi” olarak ziyarete açıldı.
Halı ve kilimler, el yazması Kur’an-ı Kerimler ve kitaplar, şamdanlar, seramik parçalar ve çeşitli günlük kullanım eşyaları müze koleksiyonun öne çıkan parçaları arasında.
Mevlevi kültürünü yansıtan semazen maketleri, sikke, kudüm ve sema törenine ait eşyalar üst katta ziyaretçilere sunulurken, semahane bölümü mimarisiyle dikkat çekiyor.Tokat Mevlevihane Vakıf Müzesi 2025’te 50 bin 855 kişi tarafından gezildi.
[Fotoğraf: Ankara Vakıf Eserleri Müzesi]Müze binası, I. Ulusal Mimarlık Dönemi’ne (1908-1930) ait sade ve erken örneklerden biri olarak 1927 yılında inşa edildi. 1928-1941 yılları arasında Hukuk Mektebi olarak hizmet veren bina, 7 Mayıs 2007’de ise Ankara Vakıf Eserleri Müzesi adıyla ziyarete açıldı.
Müzede halı, kilim, ahşap, maden, çini, deri ve el yazması eserlerden oluşan zengin bir koleksiyon sergileniyor. Bu koleksiyonun öne çıkan parçaları arasında 13’üncü ve 14’üncü yüzyıllara tarihlenen ahşap eserler ile 16’ncı yüzyıla ait el yazmaları, çiniler ve halılar yer alıyor. Müze 2025 yılı boyunca 17 bin 720 kişi tarafından ziyaret edildi.
[Fotoğraf: Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü]Selimiye Vakıf Müzesi, Edirne’deki Selimiye Camii Külliyesi içinde yer alan Darül Kurra Medresesi binasında hizmet veriyor. Caminin güneybatı köşesindeki medrese, Padişah II. Selim’in isteğiyle Mimar Sinan tarafından 1569-1575 yılları arasında inşa edildi.
Uzun yıllar Osmanlı Devleti’nde yüksek eğitim kurumu olarak kullanılan yapı, kapsamlı bir restorasyonun ardından 2007 yılında müze olarak ziyarete açıldı. Müzede Edirne, Kırklareli ve çevresindeki vakıf yapılarına ait taşınır kültür varlıkları sergileniyor.
“Teberrükat” olarak adlandırılan eserler; maden, hat, ahşap ve çini sanatı ile saatler başlıkları altında sınıflandırılarak, geçmişte medrese hoca ve öğrencilerinin kullandığı odalarda ziyaretçilerle buluşuyor. Selimiye Vakıf Müzesi 2025 yılında 2 bin 8454 kişiyi ağırladı.
[Fotoğraf: AA]İstanbul’un fethinden sonra 481 yıl boyunca cami olarak hizmet veren, 1934 yılında müze statüsü kazanan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020’de yeniden ibadete açıldı. Caminin alt katı Müslümanların ibadetine ayrılırken, üst kat galerisi yabancı turistlerin ziyaretine açık bulunuyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi yeniden ibadete açılmasının ardından tarihsel rolüne uygun biçimde bir ilim ve kültür merkezi olarak da hizmet vermeye başladı. İstanbul’un en önemli ziyaret noktalarından biri olan ibadethane, 2025 yılı boyunca 6 milyon 436 bin 828 kişi tarafından ziyaret edildi.
[Fotoğraf: AA]Sivas’ın Divriği ilçesinde yer alan ve 13. yüzyılın başlarına tarihlenen cami ve hastane külliyesi, 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Erken dönem Anadolu İslam mimarisinin önemli örnekleri arasında yer alan yapı topluluğu, mimari kurgusu ve taş işçiliğiyle dikkat çekiyor. Özellikle caminin taç kapılarındaki özgün oymalar, her bir kapının farklı motiflerle işlenmesiyle öne çıkıyor. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası 2025’te 281 bin 680 kişiyi ağırladı.
[Fotoğraf: AA]UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Kariye Camii’nin geçmişi 536 yılına kadar uzanıyor. İnşasının ardından uzun yıllar kilise olarak kullanılan yapı, II. Bayezid döneminde Sadrazam Hadım Ali Paşa (Atik Ali Paşa) tarafından camiye çevrildi.
1945 yılında müze statüsü kazanan yapı, 2020 yılında ise yeniden camiye dönüştürüldü. Mozaik ve freskleriyle dünyada örnek gösterilen eserler arasında yer alan Kariye Camii, İstanbul’da ayakta kalan en önemli Doğu Roma eserlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Kariye Camii, 2025 yılında 231 bin 961 kişi tarafından gezildi.