

Gerçek mümin, bütün mahlukata Allah’ın nuruyla bakar. Bu nur sayesinde kalp gözü açılır, hakikatleri âdeta şeffaf bir şekilde görür. (Mübârekpûrî, Tuhfetü’l-ahvezî, VIII, 441) Müminin “Allah’ın nuruyla bakması”, Yaratıcı’nın ona bahşettiği bir nurla bakması (Kuşeyrî, Risâle, 398) ya da Allah’ın rızasına uygun amelleri yapması şeklinde de yorumlanabilir. Bu melekeyi kazanan kul, Yaratıcı’nın yaratmasındaki gaye ne ise eşyaya bu gayeye uygun olarak nazar eder. Artık Allah’ın nuru ile görmeye, işitmeye başlar. Allah’ın, “velim (dostum)” diyerek sevgisini bahşedip iltifat ettiği kul, bu sevgi bağı sayesinde tüm eşyaya ve kâinata ilahi maksatlar muvacehesinde bakar. Öyleyse kemal sahibi ve olgun müminler; düşünen, tefekkür eden, keskin görüşlü, akl-ı selim sahibi, olaylara ve insanlara doğru teşhisler koyabilen, geleceğe dair sağlam, isabetli tahmin ve öngörülerde bulunabilen, ibret alan feraset ve basiret sahibi kişiler olmalıdır.
• Medine Müdafaası sona erdi. (1916–1919)
• Birinci İnönü Zaferi (1921)