Oyunu Kim Yazıyor, Kim Oynuyor?
Dünya sahnesinde olup bitenler artık sadece haber bültenlerinde akan görüntülerden ibaret değil. Gazze’den Ukrayna’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar uzanan kriz hattı bize şunu düşündürüyor: Bu oyunu kim kuruyor, kim oynuyor, bedelini kim ödüyor?
Uzun süredir dillendirilen bir tespit var ve artık yüksek sesle konuşuluyor:
“Dünya düzenini İngiltere yazar, Amerika oynar ve oynatır, finansman ve saha uygulaması İsrail üzerinden yürür.”
Bu ifade bir slogan değil; tarihsel, siyasal ve stratejik bir okumadır.
İngiltere, sahnede en az görünen ama masada en eski tecrübeye sahip aktördür. Yüzyıllarca dünyayı sömürge ağlarıyla yönetmiş, haritalar çizmiş, sınırlar belirlemiş bir akıldan söz ediyoruz. Bugün tankıyla, topuyla sahada değildir; ama diplomasi, istihbarat ve küresel bağlantılar üzerinden oyunun senaryosunu yazan merkez olarak anılır. Yazmak görünmez bir iştir; ama yazılan metni sahadakiler oynar.
Amerika Birleşik Devletleri ise bu senaryonun oyuncusu ve oynatıcısıdır. Askerî gücüyle, üsleriyle, yaptırımlarıyla, NATO’suyla sahadadır. Sadece kendisi oynamaz; müttefiklerini de oynatır. Nerede kriz varsa Amerikan askeri gücü, Amerikan silahı, Amerikan baskısı vardır. Güç, oyunun temposunu belirler; Amerika bu temponun adıdır.
İsrail ise bu tabloda saha ve uygulama boyutunda öne çıkar. Bölgesel bir aktör gibi görünse de, arkasındaki küresel finans, teknoloji ve siyasi destekle hareket eder. Ortadoğu’da ileri karakol vazifesi görür. Bazı krizlerde doğrudan, bazılarında dolaylı rol alır. Bu yüzden “finansman ve uygulama” başlığıyla anılır. İsrail tek başına bir merkez değil, kendisine biçilen rolü oynayan bir aktördür.
Bu düzenin en acı tarafı şudur:
Oyunu yazan kazanır, oynayan güç toplar, uygulayan korunur;
bedeli ise mazlumlar öder.
Gazze’de çocuklar ölürken, şehirler yerle bir edilirken, insanlık susuyorsa mesele sadece bir savaş değildir. Bu, kurulu bir dünya düzeninin vicdanla imtihanıdır.
Kur’an bu tabloyu bize asırlar öncesinden haber verir:
“Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Enfâl, 30)
Firavun da plan yapmıştı, Nemrud da gücüne güvenmişti. Tarih gösterdi ki zulüm üzerine kurulan hiçbir düzen kalıcı olmadı. Güç sahipleri değişti, sahneler dağıldı; ama hakikat baki kaldı.
Bugün bize düşen şudur:
Oyun kuranlara hayranlık duymak değil,
oynanan oyunu görmek;
mazlumun yanında, hakkın safında durmaktır.
Çünkü mülk de hüküm de nihayetinde insanın değil, Allah’ındır.