

Allah (cc) insanı en güzel şekilde yaratmış, kâinattaki her şeyi ona hizmetkâr kılmıştır. İnsana, yeryüzünde ve gökyüzünde bildiği ya da bilmediği nice nimetler bahşetmiştir. Kur’an-ı Kerim’de, insanın yaradılış amacının Allah’a kulluk olduğu ifade edilmiş (Zâriyât, 51/56), Peygamberimiz de “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı yalnızca O’na ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır.” buyurarak (Buhârî, Cihâd, 46) ibadetin önemini vurgulamıştır. İbadetin özünde, Allah’ın rızasını kazanmak vardır. Kulun imanını muhafaza etmesi ve hayatına aktarması için ibadete devam etmesi gerekir. Yüce Allah, Hz. Peygamber’e ölünceye kadar ibadet etmesini emretmiş (Hicr, 15/99) Hz. Peygamber de “…Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.” (Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 27) sözünü birçok kez tekrar etmiştir. Kul, farz ibadetlerle Rabbine yaklaşmakta, nafile/sünnet ibadetlerle de Cenab-ı Hakk’ın sevgisine mazhar olmaktadır.
Müslüman, diğer Müslümanların, dilinden ve elinden salim olduğu (zarar görmediği) kimsedir. Mümin de insanların, canları ve malları hususunda (kendilerine zarar vermeyeceğinden) emin oldukları kimsedir. (Tirmizî, Îmân, 12)