

“Uzak tutmak, uzaklaştırmak, sakındırmak” anlamındaki “cnb” (جنب) kökünden türemiştir.
Kişiyi bazı ibadetleri yerine getirmekten uzaklaştıran bu duruma cenâbet, bu halde olan kimseye de cünüp denilmiştir.
Rüyada veya uyanıkken cinsî bir arzudan meni gelmesi, meni gelmese bile cinsî münasebette bulunulması hem erkek hem de kadını cünüp yapar ve ikisine de gusül farz olur.
Âdet ve lohusalık hâlleri, dinimizce hükmen kirlilik sayılmakta ve ibadetlere engel kabul edilmektedir.
Cünüp kimse, namaz kılmak ve Kur’ân okumak gibi ibadetleri ve taatleri yerine getiremez.
Aklî dengesi yerinde olmayanlar, bu niteliğe sahip olmadıkları için gusül, abdest, namaz vb. dinî vecibelerle yükümlü değillerdir.
Yıkanmak için su bulamayan veya soğukta gusül abdesti aldığı takdirde hastalanacağı kanaatinde olan ya da gusül abdesti alabileceği uygun bir yer bulamayan cünüp kimse, teyemmüm ederek namazını kılar.
Cünüplük hâli, abdest veya gusül gerektirmeyen işlerin yapılmasına engel değildir. Hz. Peygamber (sas), cünüp olmakla müminin necis (maddeten pis) olmayacağını ifade etmiştir. (Buhârî, Gusül, 23)
Cünüp namazın geçmesine sebebiyet vermemek kaydıyla, avret mahallinin temizliğini yaptıktan sonra abdest alarak ya da sadece el ve ağzını yıkayarak uyuyabilir, yiyip içebilir ve başka işlerle meşgul olabilir. (Buhârî, Gusül, 27)
Ancak cünüp kimsenin namazını kaçıracak şekilde yıkanmayı geciktirmesi haram, elini ağzını yıkamadan yiyip içmesi ise mekruh görülmüştür. Dolayısıyla cünüp ilk fırsatta gusletmeye çalışmalıdır.
“Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın.” (Nisâ, 4/43)